Godina’nın yıktığı tarihi kalenin surlarını devlet onarıyor

Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapan ve yılda 2 milyona yakın ziyaretçi ağırlayan Alanya Kalesi’nin Ehmedek bölgesinde Avusturyalı Walter Godina’ya ait evin duvarlarıyla bitişik surlar, 2019’un nisan ayında yıkıldı. 8 metre genişlik ve 12 metre yüksekliğindeki surların yıkımı sonrası yapılan incelemelerde birçok skandal ortaya çıktı.

SURLARI DELİP PENCERE AÇARAK BORU DÖŞEMİŞ

Avusturyalı Godina’nın, tarihi milattan önce 2’nci yüzyıla dayanan surların üzerinde izinsiz korkuluk, pencere, seramik ve betonarme yapılar yaptığı belirlendi. Surların yıkımına neden olan bu izinsiz müdahalelere ek olarak, Godina’nın surları altını delerek atık sularını da boşalttığı ortaya çıktı. Godina’nın, suru delerek manzara izlemek için açtığı pencereyi ise tarihi taş duvar görünümlü kaplamayla gizlemeye çalıştığı belirlendi.

HUKUKİ SÜREÇ DEVAM EDİYOR

Olayın ortaya çıkması üzerine Alanya Müzesi Müdürlüğü’nce, Godina hakkında o dönem 2863 sayılı yasa çerçevesinde Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu üzerine başlatılan hukuki süreç halen devam ederken, surların restorasyonuyla ilgili de Godina, uzun bir süre mülkiyetinden geçiş izni vermedi.

RESTORASYON MALİYETİ AÇIKLANMADI

Bu yılın başlarında anlaşmazlığın çözümüyle Antalya Rölöve ve Anıtlar Bölge Müdürlüğü tarafından ihalesi yapılarak, surların restorasyonu başlatıldı. Ancak restorasyon işleminin maliyeti hakkında Antalya Rölöve ve Anıtlar Bölge Müdürü Serap Sevgi, bilgi vermedi. Alanya Kalesi Kazı Başkanı, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Osman Eravşar ise surların yıkımından bugüne kadarki süreci ve restorasyon işlemlerini anlattı.

‘SURLARA BÜYÜK ÇELİK ÇİVİLER ÇAKMIŞ’

Prof. Dr. Eravşar, surlara büyük çelik çiviler çakıldığını belirterek, “Bu alandaki surların tahrip olmasının sebebi, üst tarafta bulunan evin onarımı sırasında yapılan izinsiz müdahalelerdi. Bu müdahaleler sonucunda surlarda derin çatlaklar oluştu ve nitekim surun bu bölümü yıkıldı. O alanda onarım öncesi yaptığımız araştırmalarda, alt kısımda üst taraftaki evin temellerini güçlendirmek amacıyla büyük çelik çiviler çakıldığını gördük. Murç tarzında ve bunların bir tanesi de yerinde sabit kalmış. Hatta bu sabit kalan parça bizim Helenistik dönem taşlarına saplanmış ve bu taşı da dışarıya doğru ittirdiğini tespit ettik” dedi.

‘BİR KISMI HELENİSTİK, BİR KISMI KARAMANOĞLU’

Yapılan müdahalenin surların bu bölümünü tahrip ettiğini aktaran Prof. Dr. Eravşar, “Bu aşağı kesimdeki surun, Helenistik dönemden yaklaşık olarak M.Ö. 2’nci yüzyıldan kaldığını biz biliyoruz. Üst taraftaki en son bölümün ise Karamanoğlu döneminde yapıldığını tahmin ediyoruz. Yani aşağı yukarı 14’üncü yüzyıl. Yaklaşık olarak 1000 yıllık bir sur duvarından bahsediyoruz, ‘1000 yıldır bu ayakta ve neden 1000 yıl sonra yıkılıyor’ diye baktığınızda bunun müdahale sonucunda olduğunu çok rahat tespit edebiliyoruz. Eğer bu müdahale olmasaydı, bu sur yine varlığına uzun bir süre devam edecekti” diye konuştu.

‘KUZEYDOĞU KESİMİNDEKİ SURLARDA DA ÇATLAKLAR VAR’

Surun kuzeydoğu kesimindeki bir noktada da yine aynı şekilde çatlakların oluşmaya başladığını tespit ettiklerini anlatan Prof. Dr. Eravşar, şöyle konuştu:

“Bu da yine üst taraftaki izinsiz onarımdan kaynaklanıyor ve halen de izinsiz müdahaleler o bölümde giderilmiş değil. Surların yıkılan bölümü yaklaşık 7- 8 metre genişlik ve 11- 12 metre yüksekliğinde. Duvarın çift katmanlı olduğunu da anlıyoruz. Yani dış yüzünde bir duvar kısmı var, yıkıldıktan sonra anladık biz bunu, arka tarafında ise ikinci ve üçüncü bir duvar örgüsü daha gördük. Üst taraftaki evin bulunduğu kesim, 1’inci derecede arkeolojik sit alanı. O alanda da kazı yapılması gerekiyor ancak özel mülkiyette olduğu için vatandaşın izni olmadan bu alanda kazı yapmamız mümkün değil. Surların mülkiyeti Kültür ve Turizm Bakanlığımıza ait ancak bu bölüme geçiş yapabilmek için yine özel mülkiyetlerden izin almamız gerekiyor.”

‘DİĞER SURLARDAKİ PVC BORU HALA DURUYOR’

Bakanlığa ait olan bu sur duvarlarında özel şahısların yaptığı izinsiz, bilinçsiz ve zamanla yapılan müdahalelerin surların yıkılmasına sebebiyet verdiğine dikkati çeken Prof. Dr. Eravşar, “Şu an yine aynı şahsın evinin altında su tahliyesi amacıyla sur duvarlarının içerisine yerleştirilmiş PVC borular halen görülebiliyor. Bunlar da bize şunu gösteriyor; arka tarafı 1’inci derecede arkeolojik sit alanı olduğu için bu sit alanının içerisinde bir defa izinsiz bir çalışma yapmış ve aşağıya kadar inmiş. O borular yerleştirilmiş. Bu açıdan bunların ilgili idareler, mahkemeler ya da kurumlar tarafından değerlendirilmesi gerekiyor” ifadesini kullandı.

YASA GEREĞİ MÜLKİYETTEN GEÇİŞ İZNİ VERİLDİ

Surların restorasyonu için mülkiyetinden geçiş izni vermeyen Godina’yla anlaşmazlığın nasıl giderildiğini açıklayan Prof. Dr. Osman Eravşar, “Kendisine bakanlığımız yetkilileri ulaştı ve bu tür alanlarda medeni hukuk gereğince geçiş alanı tahsis etmesi gerekiyor. Medeni hukukumuzda kendi alanınız, mülkiyetinize geçmek için bir başkasının mülkiyetinden yer, yol verme zorunluluğu var. Bir çerçevede kendisinin avukatı buna rıza gösterdiğine dair bakanlığımıza muvafakatname iletti. Bu çerçevede de restorasyon çalışmalarına başlandı. Ama tabii ki sura yaptığı müdahalelere yönelik adli soruşturmalar halen devam ediyor” dedi.

‘1500 YIL ÖNCEKİ TEKNİK UYGULANIYOR’

Restorasyonun nisan ayında başladığı ve tamamlanma aşamasına geldiğini dile getiren Prof. Dr. Eravşar, arazinin çok engebeli olması nedeniyle restorasyon işleminde 1000- 1500 yıl önceki tekniklerin uygulandığını şöyle anlattı:

“Buradaki zorluk şu; engebeli bu alanda modern inşaat ekipmanlarının kullanılamamasıydı. Vinç veya benzeri makineleri buraya sokamıyorsunuz. Bunun üzerine geleneksel yöntemlerle, yani surun 1000- 1500 sene önce inşasında hangi teknik kullanılıyorsa o teknik kullanılarak bu duvar yapılıyor. Dış kısmına ahşap bir iskele kuruldu. Bu iskeleyle düşen parçalar aşağıdan yukarı caraskal yöntemiyle tek tek çıkartıldı. Yapısal, taşın bünyesinde bozulma olanlar varsa bunlara tek tek enjeksiyonlar yapıldı, durumları sağlamlaştırıldı ve yerlerine konuldu.”

‘SURLAR SPREY BOYAYLA KİRLETİLİYOR’

Surlar yıkılmadan önce sur duvarının restorasyon projesinin ellerinde olması sayesinde, neyi nereye koyacaklarını tam olarak bilmelerinin büyük şans ve avantaj olduğunu kaydeden Prof. Dr. Eravşar, “Alanya’yı özel kılan şey, Alanya surları. Toplamda 6,5 kilometreyi bulan surların üzerlerinin sprey boya ve çeşitli yazılarla kirletiliyor. Sprey boyayla yazılıyor. Bunlar tarihi eser ve 1000- 1500- 2000 yıllık eserler ve kendini bilmez birkaç kişi gidiyor ya sevdiğinin adını yazıyor, ya başka bir şey, takımının adını yazıyor, bu tür sloganlarla surların üzerini kirletiyor. Ve ne yazık ki yaptıkları tahribatın farkında değiller, bilmiyorlar, bilinçsizce yapılıyor. Bunların eğitiminin verilmesi gerekiyor. O yüzden restorasyon, sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı değil, sadece bu işle uğraşan bilim insanlarını değil, bütün toplumu ilgilendiren bir konu. Bu bilinç oluşturulursa bu eserleri daha sağlam şekilde geleceğe aktarmamız mümkün olacaktır” değerlendirmesinde bulundu. (DHA)