Putin’in aldığı yetkiye dikkat çektiler! ”Rusya bunu yaptığı an savaş çıkar”

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa ilk kez savaş sirenlerini bu denli net duyuyor. Rusya’nın sözde Donetsk ve Luhansk’ı tanımasıyla başlayan süreç sadece bu iki ülkeyi değil Avrupa’dan ABD’ye, Çin’den Orta Asya’ya AB’den NATO’ya kadar çok farklı dinamikleri doğrudan etkileyen bir tsunamiye dönüştü.

Peki, kınamaların havada uçuştuğu, ‘ağır bedel ödeyecekler’ söylemlerinden geçilmediği, sürekli yeni bir son dakika haberin ajanslara düştüğü bu süreç nereye varacak? Daha da önemlisi, Rusya Lideri Vladimir Putin’in attığı bu adımın devamında masada hangi senaryolar olacak?

TRT Haber‘e konuşan SETA Dış Politika Uzmanı Mehmet Çağatay Güler, Batı’nın Rusya’yı durduramadığı görüşünde. Rusya’nın zaten bir süredir bölgeye yönelik müdahalede bulunacağına dair ‘sinyaller’ verdiğini belirten Güler, Moskova yönetiminin bu adımla bazı kazanımlar elde ettiği üzerinde duruyor.

Bölgeye resmi bir şekilde Rus ordusunun girmesi, Batı’ya istediklerini alma noktasında kararlı olduğunun gösterilmesi, Batı’nın aksine askeri opsiyon noktasında irade sahibi olunduğunun kanıtlanması bunlardan bazıları. Kolay kolay geri adım atılmayacağının altının çizilmesi ve zorlayıcı diplomasi noktasında tehdidin daha da fazla arttırılması ve gerçekçi kılınması Güler’in altını çizdiği diğer hususlar.

RUSYA LİBERAL DÜNYA DÜZENİNE MEYDAN OKUYOR

Bu noktada farklı bir detaydan bahsediyor Güler ve “Devlet düzeyinde bakarsak, tarihi arka plandan yola çıkarak her devletin diğeri üzerinde rahatlıkla hak iddia edebileceğini ve toprak bütünlüğünün ihlal edilemezliği ilkesinin derinden sarsıldığını müşahede etmekteyiz. Sistemsel bir okumaya yaparsak, Rusya kuralların temel alındığı liberal dünya düzenine net bir şekilde meydan okuyor” diyerek yaşanan gelişmelerin arka planına işaret ediyor.

Mehmet Çağatay Güler’e göre Donbas’taki gelişmeler yalnızca bir başlangıç… “Çünkü, Rusya asıl hedeflediği siyasi kazançları henüz sağlayamadı” diyor Güler ve devam ediyor:

“Rusya zaten bölgede asker bulundurabiliyor, resmi olarak olmasa da bir döngü içerisinde zaman zaman asker konuşlandırıyordu. Donbas’ın yarısı zaten fiili olarak Rusya destekli ayrılıkçıların kontrolü altındaydı. Bölge Rusya’ya sosyal, ekonomik ve kültürel olarak büyük ölçüde entegre olmuş durumdaydı.

Moskova yönetiminin bu bölgelerin bağımsızlığını tanımak için Ukrayna sınırına 180 bin asker yığmasına gerek yoktu. Rusya bu yığınak ile Batı’dan bağlayıcı güvenlik garantileri talep etmekteydi ki bunların hiçbirisi bugün gelinen noktada elde edilmedi. Aksine siyasi talepleri noktasında hiçbir kazanç sağlayamadan Batı’nın yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldılar. Dolayısıyla gelişmelerin Donbas’ın tanınmasıyla son bulması ya da önümüzdeki günlerde tansiyonun düşmesi pek olası görünmüyor.”

“MESELE DONBAS’IN ÇOK ÖTESİNDE”

Güler, ‘Putin burada durur mu yoksa devamı gelir mi?’ sorusuna da yanıt veriyor… Rus liderin ulusa sesleniş konuşmasını anımsatıyor Güler ve verilen mesajların Donbas’ın çok daha ötesine gittiğini, Ukrayna’nın varlığını sorguladığını; tarih ve kimlik okumaları üzerinden bölgede hak talep edildiğini, Batılı aktörlerinin Ukrayna’daki faaliyetlerinin açık tehdit olarak kabul edildiğini belirtiyor.

Ukrayna’nın nükleer silah yapma ihtimali ve bu hususta Sovyet tecrübesine sahip olduğuna dair de vurgular olduğunu anımsatan Güler, “Hal böyle olunca, Donbas’a dair alınan bu karar beklenilen siyasi hedefleri elde etme noktasında yeterli görünmüyor. Ukrayna’dan talep edilenler, Rus Ordusu’nun sınırdaki hareketliliği, bölgeye kurulan sahra hastaneleri gibi detayları düşününce Putin’in durmayacağını tahmin etmek yanlış olmaz” kanaatini paylaşıyor.

PUTİN’İN ALDIĞI ASKER KULLANMA YETKİSİNE DİKKAT

Rusya’nın ayrılıkçıların kontrol ettiği bölgelerin batısına geçtiği takdirde savaş riski doğacağına dikkat çeken Güler, batının vereceği yanıtlar ve Moskova’nın bunlardan nasıl etkileneceği konusunda şunları söylüyor:

“Putin, Federasyon Konseyinden Rus askerini ülke dışında/sınır ötesinde kullanmak için izin istedi ve aldı da… Bahse konu izin medyada Donbas bölgesi için lanse edilse de aslında daha geniş bir kullanıma olanak tanıyor ve askeri yığınağın Donbas’ın ötesinde de kullanılması ihtimalini gündeme getiriyor.

Batı bloğundan gelen yanıtları da es geçmek olmaz. Batı, Rusya’yı daha büyük bir girişimden/geniş çaplı bir işgalden caydırmayı hedefliyor. Söz konusu yaptırımlar ve Rusya’nın askeri harekat maliyeti pek tabii Kremlin tarafından göz ardı edilmeyecek, rasyonel bir düzlemde kar/maliyet analizi yapılacak.

Lakin, hep vurguladığım gibi yapılan yığınak, talep edilen güvenlik garantileri ve gerginliğin tırmandığı boyut Rusya’ya geri adım atması halinde önemli maliyetler doğuracak. Bu maliyetler şu aşamada yaptırımların ve askeri harekatın doğuracağı maliyetlerden yüksek görünüyor. Bu takdirde Batı’nın vereceği cevabın etkinliği yine tartışmalı olacak.

Ayrıca, söz konusu yaptırımlar her ne kadar bazı uzmanlar tarafından etkili olarak ifade edilse de Rusya için caydırıcı olabilir şeklinde düşünülse de hem uluslararası ilişkiler camiasında hem de Rus bürokrat ve siyasetçiler arasında tersini düşünen sayısı çok fazla. Yaptırımların ters teptiğine dair de literatürde önemli çalışmalar mevcut. Dolayısıyla bu hesaplamaların ve önermelerin çok dikkatli yapılması gerekiyor.”